Böbreklerimize İyi Davranalım

Tüm dünyada böbrek hastalıkları önemli bir halk sağlığı problemidir. Ülkemizde yapılan çalışmalarda yaklaşık 50 bin kişide değişik evrelerde böbrek hastalığı olduğu bilinmektedir ve bu sayının katlanarak arttığı düşünülmektedir. Yine yapılan çalışmalarda gösterilmiştir ki erişkin yaş grubunda görülen böbrek hastalıklarının önemli bir kısmı çocukluk yaş grubunda başlamaktadır. Ancak başlangıçta böbrek hastalıklarına ait bu bulguların aile veya doktor tarafında önemsenmemesi veya yeterli tedavi edilmemesi ilerde bu çocukların böbrek hastası olmasına yol açmaktadır.

Bu yüzden çocuklarda, sık tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu, idrarda kan veya protein görülmesi, gündüz ve gece idrar kaçırma, anne karnındaki bebekte saptanan böbrek genişlemesi, ailede böbrek hastalığı olması, böbrekte taş-kristal görülmesi, sık idrar gitme, idrar yaparken zorlanma, kesik kesik idrar yapma mutlaka üzerine gidilmesi gereken konulardır.

Tabi anne-babaların da çocuklardaki bu durumu takip ederken, kendi böbrek sağlıklarını korumaları önemlidir. Aslında kendilerine uyguladıkları böbrek koruyucu önlemleri, çocuklarına da öğretmeleri, bunu bir yaşam biçimi haline getirmeleri toplum sağlığı için tedaviden daha fazla işe yarayacaktır. Peki böbrek sağlığı için hem biz, hem çocuklarımız nelere dikkat etmelidir? Aslında hepimizin çok iyi bildiği ama önemsemediği bu kuralları gözden geçirelim isterseniz ki bunlardan ilk 4’ü özellikle çocuklarımız için çok çok önemlidir.

1- Her zaman olduğu gibi böbrek dediğimizde aklımıza ilk gelen şey SU olmalıdır. Her zaman söylediğimiz günde 1,5- 2 lt su tüketimi böbrek sağlığının olmazsa olmazıdır. Çocuklarımız içinde 5-6 yaşından sonra bu değerlere ulaşmak çok faydalı olacaktır. Anne sütü alan bebeklerin çok su ihtiyacı olmasa da onlarada su teklif edilmesi gözden kaçabilecek sıvı eksikliklerini yerine koyacaktır. Unutmayın çocuğunuzun su tüketiminin yeterli olması onun okul başarısını bile etkileyecektir.

2- Böbrek sağlığı için önemli diğer madde ise fazla TUZ tüketmemektir. Dünya sağlık örgütünün önerdiği günlük tuz tüketimi 5 gr yani bir çay kaşığıdır. Ülkemizde ise tuz tüketiminin bazı bölgelerde 25 grama yani normalin 5 katına çıktığı bilinmektedir. Bildiğimiz gibi aslında günlük tükettiğimiz gıdalardan gerekli tuzu almaktayız, ve yemeklere serpiştirdiğimiz her tutam tuz bizim için fazlalıktır. Bunun dışında paketli gıdalar, özellikle cips, kraker, salam, sosis, sucuk, turşu, çerez tuzun çok bol olduğu gıdalardır. Az tuz tüketmek bir yaşam biçimi olmalıdır.

3- Diğer önemli bir konuda kullandığımız ilaçlardır. Antibiyotikler ve özellikle bazı tür ağrı kesiciler (Non-steroid anti enflamatuar ilaçlar) böbrek sağlığını çok olumsuz etkilerler. Bu nedenle bu ilaçları hem kendimiz hem de çocuklarımızdan uzak tutmamız ve çok lazım olmadıkça kullanmamamız önemlidir.

4- Şişmanlık üzerinde durulması gereken diğer bir konudur. Ülkemizde ve dünyada televizyon, bilgisayar karşısında gereğinden fazla zaman geçirilmesi, hareketin azalması, yoğun karbonhidrat kullanımı şişman insan sayısını maalesef arttırmaktadır. Anne-babalar çocukları kilo alsın diye uğraşırken, bir süre sonra bu kiloları nasıl verdireceğizin derdine düşmektedirler. Gereğinden fazla kilo böbreklerimizi gereğinden fazla yorarken, aynı zamanda kalp damar sistemi hastalıklarını da kolaylaştırmaktadır.

Bu 4 önemli başlığın dışında, alkol ve sigaradan uzak durmak, egzersiz yapmak, rutin doktor kontrolüne giderek kan şekeri ve tansiyon ölçümlerini yaptırmak diğer önemli böbrek koruyucu önlemlerdir.

Dünyada her 8 kişiden birinde değişik evrelerde böbrek yetmezliği olduğu düşünüldüğünde, ve bu problemin önemli bir kısmının aslında çocukluk döneminde başladığı varsayıldığında ne kadar büyük bir risk altında olduğumuzu unutmamalıyız. Her ne kadar yılda 1 gün Dünya Böbrek Günü olarak kabul edilsede (Mart ayının ikinci Perşembesi), her gün gözümüz gibi bakmamız gereken böbreklerimiz olduğunu hatırlamalıyız…………..